Sigara, Beden Sağlığımızı mı Yoksa Ruh Sağlığımızı mı Bozar?

Sigara, Beden Sağlığımızı mı Yoksa Ruh Sağlığımızı mı Bozar?

Amerika keşfedilmeden önce tütün bitkisi ile tanışmıyorduk. Tütün, zamanla denizciler ile Avrupa kıtasına geldi ve buradan tüm dünyaya yayıldı. Tütün bitkisi (Nicotiana), Solanaceae (patlıcangiller) ailesinden Nicotiana cinsinden yaprakları sigara yapımında kullanılan ve yılda bir kez üreyen bitki türlerine verilen addır. Kızılderililerin elinden alınıp tüm dünyaya yayılan tütün önemli bir sektör haline gelerek ciddi bir ekonomik seviyeye ulaştı. Ancak tütün ve tütün ürünleriniz sağlığımıza zararlı olduğunu da modern tıbbın gelişmesi ile anladık. Bugün bilimsel olarak tütün ve tütün ürünlerinin kullanılmasının solunum yolları rahatsızlıklarından kansere kadar giden yelpazede zararlı etkileri olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda çeşitli yasal düzenlemelerle tüketildiği alanlarda dahi kısıtlamalar ve yasaklar getirilerek kullanımını azaltmaya yönelik tedbirler alınmıştır.

Üst solunum yollarına etkileri, solunum epitelinin kendi kendine temizleme özelliğini azaltarak mikropların kolay yerleşmesini sağladığı gibi aynı zamanda dumandaki ısı etkisi ile epitele mikro düzeyde travma yaparak zararlı etkisini göstermektedir. Ayrıca dumanda bulunan ve direk akciğerlerimize çektiğimiz havada sayılmayacak kadar zararlı kimyasal vardır. Günümüz iletişim ağının son derece hızlı ilerlemesi ile yazılı ve görsel medyada zararları üzerine basılarak anlatılmasına rağmen kullanan sayısında ciddi azalmalar kaydedilmemiştir.

Peki biz insanoğlu olarak neden organizmamıza zararlı olduğunu bildiğimiz bir etmeni hayatımızda tutmaktayız? Aslında bu duyguları olan canlılar olmamızdan kaynaklanmaktadır.

Sigara, ruhsal ve fiziksel bağımlılık yapar. Fiziksel bağımlılık geliştikten sonra kişi sigarayı her yakışında göreceli bir iyilik hali yaşar. Bu beyin yıkamanın zihinde yarattığı yanlış kodlar dolayısıyla yaşadığı yükselmenin göreceli bir iyilik hali, bir yanılsama olduğunu fark edemez. Gerçek bir keyif-destek olduğunu zanneder. Sigara aslında bulaşıcı bir psikolojik hastalıktır. Çevresindeki başka insanları da etkileyerek hayatı boyunca devam eden bir kötü alışkanlık olarak kalır ve sağlığına oluşturduğu etkileri de kabullenerek bunu sürdürür. Kötü alışkanlık da olsa bunu bir özgürlük ve rahatlama aracı olarak görebilir.

Tütün sanayisinin bunca ekonomik gücüne rağmen insanları bundan vazgeçirmek için sadece yasaklar yeterli midir?

Sosyo-kültürel ve ekonomik olarak düşük toplumlarda sigara kullanımının daha fazla olduğu istatistik bir gerçek olduğunu göz önüne aldığımızda beklentileri gerçekleşmeyen ve hayal kırıklıkları çok olan toplumlarda ruhsal rahatlama araçlarına sigara gibi bazı zararlı etmenlerin girmesi doğal karşılanmalıdır. Üstelik toplumların sosyo-ekonomik durumunu düzeltecek tedbirler alarak bilinçlenmeyi arttırmadan bunu yasaklar ile yapmaya çalışmak inandırıcı olmayan bir ironiye neden olur. Tarihte olduğu gibi sultanların tebdil-i kıyafet halkın arasına karışıp yasakları denetlemesinin hiç bir işe yaramadığını, yasakçı zihniyet ile bu işlerin olmadığını tarih bize göstermiştir.

Yasaklar ile bilinçlenmeyi arttırırken sosyo-ekonomik gelişmeleri ile toplumun buna katkısının kendiliğinden olmasını beklemek yöneticilerimizin asıl görevi olmalıdır. Sigara sağlığımızı, ‘yasakçı zihniyet’ de ruh sağlığımızı bozabilir.